21 Eylül 2011 Çarşamba

ALEXANDER McQUEEN

Bu ve bundan sonra göndereceğim iki yazı, moda üzerine Mirkelam ve Sözmen derneğinin internet sayfasında moda bölümünde yazdığım yazılardır. Yani ilk moda yazılarım diyebilirim, biraz eskiler.Bu yazımda Alexander McQueen ile ilgili detaylı bilgi ve benim düşüncelerimi bulabilirsiniz.



Bu yazımda biraz Alexander McQueen’den bahsedeceğim. Alexander McQueen İngiliz bir tasarımcıdır. Dramatik öğeleri terziliğinde kullanmasıyla ve yenilik yaratan defileleriyle moda dünyasında çok ayrı bir yeri vardır. Londra’nın en prestijli okularından biri olan St.Martins’den 1995 yılında mezun olmuştur ve Givenchy’nin baş tasarımcısı olarak göreve başlamıştır.

2001 yılında kendi markasını kuran McQueen’in ani ölümü ise moda dünyasını çok üzmüştür ve moda dünyası önemli bir beyni kaybetmiştir.  McQueen moda dünyasında yer almayı çok istemiştir ve bu yüzden 16 yaşında liseyi bırakmıştır, sonradan eğitimini tamamlamıştır. 

Alexander McQueen Dior’un tasarımcısı olan John Galliano’yu örnek aldığını söylemiştir ve onun ayak izinden gitmiştir. Aynı Galliano gibi dramatik ve teatral  moda şovları (defile demek bu olayı çok basitleştiren bir kelimedir bence) , Galliano gibi Givenchy’de çalışması ikisi arasındaki bazı benzerliklerdir. Alexander McQueen’in marka olma yolunda desteği en çok Vogue editörlerinden aldığı söylenir ve bu sayede geç de olsa kendi markasını kurmuştur. Alexander McQueen aramızda olmasa da markası hala mevcuttur bahsettiğim gibi McQ’nun tanıtım reklamları yayınlanmıştır. 



Tanıtım reklamlarının biraz ilginç olduğunu söyleyebiliriz. Bildiğim kadarıyla üç kısa filmden oluşan bu tanıtımlarda kullanılan modeller figuran gibi değil de daha “gerçek insan” diye nitelendirebileğemiz bir bakış açısıyla görünüyorlar. Bazı konularda düşüncelerini söyleyen modellerin model olduğunu anlamak biraz zor çünkü tanıtım filmlerinde akıllarına takılan düşünceleri rahatça ifade ediyorlar ve bu İngiliz kadınları günlük hayatta McQ giyiyorlar. Bu reklamlarda modeller modellik mesleğini bir kenara bırakarak günlük hayatlarından küçük bir parçaya yer veriyor gibi görünüyorlar ve bu da reklama çok güzel bir doğallık katıyor. Bu  “gerçek insanlar da McQ giyer” gibi mesajların kullanıldığı ve modanın “gerçek hayatla” özdeşleştirildiği ilk reklam değildir bu. Bu tarz reklamlar artık geri dönüş yapmaya başladı. Bu tarz reklamlar aslında etkili bir pazarlama tekniğine dönüşebilir.




1990’lü yıllara Levi’s da aynı şeyi kullanmıştır. Tanıtım resimlerinde 70 yaşlarında öğretmen bir bayan kullanmışlardır ve Levi’s giymekten oldukça mutlu görünüyordu. Elbette bu fikir “kot her yaşta giyilebilir”,”modanın yaşı yoktur” vb. taraflara çekilebildiği gibi aynı zamanda bu markaların gerçek insanlar için yapıldığını ve onların  ulaşabilir olduğunu göstermeleri gayet mantıklıdır. Çünkü eninde sonunda bu markaları tüketen insanlar “gerçek” insanlardır. Bazı markaların çok üst ve ulaşılmaz bir şekilde reklamlarda gösterilmesi  ve bunun hoşumuza gidip bu markaların hafızamıza yerleştirilmesi, bunun “havalı “olduğunu düşünmemiz aslında biraz tuhaf çünkü şu bilinen bir gerçektir ki bazı markalar sadece belli bir tabakaya hitap ediyorlar ve bu da çok eşit olmayan bir durum oluşturuyor toplumda hatta bir ayrım olarak bile görülebilir bu o markayı giyenler ve giymeyenler şeklinde. Böyle çok direkt olan bir mesajı biz genelde görmüyoruz hatta lüks tüketim mallarını kullanmaktan ve daha fazlasına ulaşmaya çalışmaktan gayet hoşlanıyoruz. Fakat şu anda istenen şey doğallık ve bu yukarıda bahsettiğim Levi’s ve McQ stratejisi çok etkili olabilir. Yükseklerde görünen markalar o kadar da uzaklarda değil düşüncesi bile gelecek müşterilerin tohumlarını atıyor bence.Fakat bu durumdan hoşlanmayan tüketicilerde olabilir çünkü belli bir sınıf farkının hep olması gerektiğini savunan bireyler de vardır. Hatta belirli çizgiler olmasa da maalesef böyle bir dünyada yaşıyoruz ve böyle yerleşmiş kavramlarla eşitlikçi bir sistemi kurmamız biraz zor görünüyor. Bunu moda yoluyla bile çok basitleştirmiş olsam da görebiliyorsunuzdur.

 Aynı zamanda şunu da belirtmek isterim ki moda bundan önceki yazımda da bahsettiğim gibi sadece ayakkabılar, kıyafetler değildir bu çok yüzeysel bir düşüncedir. Modadan yola çıkarak aslında açabileceğimiz birçok kapı var: Moda ile toplumu daha yakından tanıyabilirsiniz ya da  insanların görüntülerinden yola çıkarak bu görüntünün altındaki düşünceleri, yaşam tarzını vs. çözebilirsiniz. Ayakkabılar, kıyafetler vs. sadece birer gösterge, araçtır aslında bunların altında birçok fikir yatıyor. Mesela kot bundan çok önceki yıllarda asiliğin ya da başkaldırının göstergesiydi . Bu yüzden ve daha başka birçok sebepten dolayı  moda çok güçlü bir araçtır ve hayatımızda önemli bir yere sahiptir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.