21 Eylül 2011 Çarşamba

Moda Şehirleri : New York - Başarı mı Zamanlama mı ?



Önceki yazımda moda şehirlerinden Paris’i anlatmıştım. Paris gerçekten moda dünyası için çok önemli bir yere sahip çünkü Paris moda için neredeyse her şeyin “ilk”ini oluşturuyordu.  Bir moda şehri kurmak  fikri aslında değişimin ta kendisiydi. Paris’ten sonraki şehirler mimaride, zevkte kendi versiyonlarını yarattılar çünkü sistem belliydi farkı oluşturan şey içini nasıl doldurduğunuzdu. İşte her şehrin rolü hafızalara kazınan tarzlarından ileri geliyor. Örneğin Paris için Chanel’in tarzı ya da Chanel’e rakip olan Dior’un New Look’u ve bir çoğu örnek verilebilir. Buradan varmak istediğim şey Paris denilince herkesin aklında bir profil oluşmuş olması ve bunu aynı şekilde başka şehirlere de uygulayabilmemiz.New York’u ele alırsak Amerika’yı yansıtan bir tarzın olduğunu söyleyebiliriz. Bir kere New York’ta çeşitlilik fazla. Sokaklarda bir çok tarz görmeniz mümkün. Fakat New York’un tarzının genel olarak rahatlığa dayalı olduğunu söyleyebiliriz. Örneğin, bir çok Hollywood yıldızı kırmızı halıda iyi görünebilir ama sokaklarda onlar da kotlarından,  koton t-shirtlerinden, spor ayakkabılarından  vazgeçemeyenlerden.  New York’un nasıl şimdi başarılı olduğunu sorarsanız 1973 yılındaki moda şovunun hikayesini bilmelisiniz.

1973’te Versailles Fransa’da sarayda New York’lu bir kadın bir moda şovu organize eder. Beş tane Amerikalı tasarımcı ve beş tane de Fransız tasarımcı şova katılırlar. Amerikalılar’dan katılanlar arasında Bill Blass, Oscar de la Renta, Anne Klein, Stephen Burrows ve Halston bulunuyordu. Fransızlar’dan ise Yves Saint Laurent, Pierre Cardin, Hubert de Givenchy, Emanuel Ungaro ve Christian Dior’un o zamanki tasarımcısı olan Marc Bohan katılmıştı. Bu şovda kimsenin beklemediği bir şey gerçekleşti Amerikalı tasarımcılar Fransızlar’dan daha iyiydiler hatta bunu Fransız tasarımcılar bile kabul etti. Bu olay beraberinde New York moda dünyasında tanınmış oldu.
Fransa’nın moda dünyasındaki eski hakimiyeti azalmaya ve Amerika’nın moda dünyasındaki yeri artmaya başladı. 1990’ların sonlarına doğru New Yorklu tasarımcılar Fransız markaların tasarım bölümlerinde çalışmaya  başladılar. Marc Jacobs ve Micheal Kors Louis Vuitton ve Celine ile çalışmaya başlarken, Tom Ford Gucci ile çalışmaya başladı.

New York’un zamana çok iyi ayak uydurduğunu eklemeliyim. Modernlerşme ve endüstrideki gelişmelere çok iyi ayak uyduran Amerika , hazır giyimde öne geçti. Hazır giyimde Amerikalı tasarımcıların sundukları ürünler, birçok insan tarafından takip edilmeye başladı. Aynı zamanda Amerikan  reklamlarının, tanıtımların hatta ve hatta  televizyon dizilerinin ( Gossip Girl gibi), internetin (bloggerlar ve internetteki alışveriş siteleri)  rolünü unutmamalıyız. Kısacası, New York’taki moda konseptinin oluşumda zamanın koşulları en büyük yardımcı oldu. İçinde yaşamakta olduğumuz devri  Amerika’nın iyi kullanması onları bir adım öne attı.
Aynı zamanda ,kadınların sosyal ve ekonomik koşullarının değişmesi, kadınların şehir hayatına atılmalarıyla hazır giyim büyük taleplerle karşılaştı. Artık kimsenin eskisi gibi elbise provalarına ayıracak zamanı yok! Paris couture, dikim ve terzilikte çok ilerideydi fakat hazır giyime ayak uydurması zaman aldı. Bu zaman diliminde Amerika daha hızlı davrandı.Hazır giyim bir çok insana ulaşıyor ve böylelikle herkes modayı takip edebiliyor. Zaten hazır giyimle modanın herkes tarafından takip edilebilmesi ,süreci hızlandırdı. Moda ne kadar çok insana ulaşırsa, modanın yayılma süreci haliyle hızlanıyordu ve hazır giyim de bunu sundu diyebiliriz.  Genel olarak da bakıldığında hızlı bir çağda yaşıyoruz ve bu moda da görülüyordu. Moda artık çok hızlı değişmeye başladı ve buna ayak uyduran, zamanlamayı tutturan (ve tabi ki tanıtım becerilerini de unutmamalıyız) New York şimdi moda dünyasının göz bebeklerinden biri olmayı başardı


Burcu Mirkelam, Şubat/2011

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.